15. Hukuk Dairesi         2019/17 E.  ,  2019/3701 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı vekili; davalı … Belediyesi’nin 800. Yıl Projesi 1. ve 2. kısım 720 konut ve ada içi altyapı ile çevre düzenlemesi ikmâl inşaatı işinin ihale yoluyla müvekkili tarafından üstlenildiğini, sözleşme kapsamında davalıya Şekerbank’a ait 21.02.2008 tarihli 507.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, müvekkili tarafından ihale konusu işlerin tamamlandığını ve kesin kabul tutanağının düzenlendiğini, davalının kesin hakediş alacağını ödemediğini ve teminat iadesini yapmadığını, bu sebeple müvekkili tarafından kesin hakediş alacağının tahsili için genel haciz yolu ile takibe geçildiğini, itiraz üzerine …Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/428 Esas ve 2013/122 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde müvekkilinin davalıdan 21.790,33 TL alacaklı olduğuna karar verildiğini ve mahkeme kararının kesinleştiğini, teminat mektubunun haksız olarak iade edilmemesi nedeni ile bankaya ödenmek zorunda kalınan 41.736,19 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline ve teminat mektubunun iade edilmemesi nedeniyle başka ihalelere katılamamaktan kaynaklanan şimdilik 5.000,00 TL zararın ilk yazılı ihtar tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesi ile, görev dava şartı noksanlığı ve zamanaşımı def’i sebebiyle davanın reddi gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını, davacı yüklenicinin müvekkiline 53.790,33 TL borcu olduğundan ve kesin teminat mektubunun iade koşulları oluşmadığından teminat mektubunun iade edilmediğini, …Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/428 Esas ve 2013/122 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacının müvekkilinden 21.790,33 TL alacaklı olduğuna karar verilmesi üzerine hükmün kesinleşme tarihi olan 29.12.2014 tarihinden sonra davacının 10.03.2015 tarihli talebi ile teminat mektubunun davacıya 16.03.2015 tarihinde iade edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 11.765,92 TL tazminatın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, teminat mektubunun iade edilmemesi nedeniyle başkaca ihalelere katılamadığı gerekçesiyle açılan tazminat davasının ve fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar, taraf vekillerince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davalının temyiz itirazlarına gelince; davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden kesin teminat mektubunun iadesinin talep edilebilmesi, sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere yüklenicinin iş sahibine herhangi bir borcunun olmaması ve aranan diğer koşulların varlığı halinde mümkündür. Davacı yüklenici tarafından ihale edilen işle ilgili SGK ilişiksizlik belgesi 20.05.2013 tarihinde ibraz edilmiş olduğundan, bu tarih esas alınarak yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuş ise de, yüklenicinin iş sahibine borcu olmadığı …Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/428 Esas ve 2013/122 Karar sayılı ilamı ile anlaşılmış olup, uyuşmazlığın çözümü bakımından kararın kesinleşme tarihi olan 29.12.2014 tarihi ile teminat mektubunun iade edildiği tarih olan 16.03.2015 tarihleri arasında bankaya ödenen komisyon tutarı hesap edilmelidir. Açıklandığı şekilde bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle davacının talebi hakkında karar verilmesi gerekir.

İşin yapıldığı ve ihale evrakının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağından, temerrüt için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, alacaklının miktar gösterilmek ve ödenmesi talep edilmek suretiyle göndereceği ihtarla borçluyu temerrüde düşürmesi ya da aynı maddenin ikinci fıkrası hükmünce alacağın kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş veya sözleşmeyle taraflardan birine verilen hakka dayanarak onun ihbarda bulunarak belirleyeceği vadede ödenmemiş olması halinde borçlu temerrüdü gerçekleşir.

Somut olayda davacı yüklenici iade koşulları oluştuğu halde iade edilmeyen teminat mektubu sebebiyle ödediği komisyon tutarlarını, davalı iş sahibinden usulüne uygun ihtar ile talep etmediğinden ve uğranılan zararın mahiyeti itibariyle usulüne uygun ihtar bulunmadan davalı tarafın temerrüde düştüğü kabul edilmeyip, temerrüdün dava tarihi itibariyle oluştuğu gözetilerek dava tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekirken, her bir komisyonun ödeme tarihi itibariyle faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 30.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Yorum Ekle