DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

Hükmolunan ceza tutarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık Ö. müdafiin duruşma isteminin CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddi ile incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Katılan vekilinin dilekçesi içeriğine göre temyiz istemlerinin beraet hükümlerine yönelik olduğu anlaşılmış, bir kısım sanıklar müdafii adının sanık olarak yazılması ise maddi hata olarak kabul edilmiştir.

1- Sanıklar İ. B., A., U. ve Z. haklarında kurulan beraet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2- Sanıklar S. ve T. haklarında 02.03.2006 günlü ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraetlerine ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Suç yılının 2006 yerine 2007 olarak yazılması maddi hata olarak kabul edilmiştir.

İletişimin tespitine dair mahkeme kararları ile görüşmelere ilişkin tapelerin asıllarının veya onaylı suretlerinin denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- Sanıklar S. ve Ö.’ın ihaleye fesat karıştırma ve zincirleme biçimde özel belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyetlerine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

A ) Teklif mektubu ekinde sundukları işbitirme, iş deneyim belgesi ve adres bilgilerinin sanık S. tarafından sahte olarak düzenlenerek ihale komisyonuna verildiği bu suretle sanıkların ihaleye katılma yeterliliğine ve koşullarına sahip olmadıkları halde sahte belgelerle ihaleye katılmak ve ihaleyi almak suretiyle müsnet suçları işlediklerinden bahisle mahkûmiyetlerine karar verilmiş ise de; sanık S. ve İ.’in duruşmada da tekrar ettikleri C. Başsavcılığında alınan beyanları, olayın gelişim şekli ve aksi kanıtlanamayan savunmasına göre sanık Ö.’ın eyleme iştirak ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı gibi, 5237 sayılı TCK’nın 235. maddesinde ihaleye fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, maddede sayılan seçimlik hareketlerin ya da faillik durumunun genişletilmesinin anılan Yasanın 2. maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinde bir kuşku bulunmadığı, her ne kadar bir kısım öğretide özgü suç olarak kabul edilmese de madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde; 2. fıkranın “a” ve “b” bentlerinde sayılan hallerde ihale sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri, “d” bendinde belirtilen halde ise ihaleye katılan ya da katılmak isteyen kişilerin suçun faili olabileceği, dolayısıyla söz konusu suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce işlenebileceğinde bir tereddüt bulunmadığının kabulü gerektiği, bu itibarla 5237 sayılı TCK’nın 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan ve TCK’nın 235/2- ( a-2 ) maddesi uyarınca ihale sürecinde görev alan kamu görevlisi tarafından işlenebilen ihaleye fesat karıştırma suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında, kamu görevlisi olan sanıkların beraetlerine hükmedilmiş olması karşısında sanıkların eylemlerinin ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,

B ) YCGK’nın Dairemizce de benimsenen 12.03.1990 gün ve 1990/8-3- 70, 09.10.2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı Kararlarında vurgulandığı gibi bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesi o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, CMK’nın 226/1. maddesinin sadece suç niteliğinin değişmesi halinde uygulanabileceği, CMUK’nın 259. maddesindeki düzenlemeye benzer bir hükme 5271 sayılı CMK’da yer verilmediği nazara alınmadan ve CMK’nın 225/1. maddesinin “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir” hükmüne de aykırı biçimde özel belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmadığı gözetilmeden sanık Ö. hakkında ayrıca bu suçtan da mahkûmiyet hükmü tesisi,

C ) 15.05.2007 gün ve 19 sayılı vergi tekniği raporunda İ… Madencilik İnş. San. İth. İhr. Ltd. ünvanıyla kurulan 08.03.2006 gün ve 6/6 sayılı Kararı ile ünvanını K… Ltd. Şti. olarak değiştiren şirketin 07.03.2006 gün ve 7/7 sayılı Kararı ile “Ş… Caddesi C… İş Merkezi Kat:7 No: … E…” adresinde büro kiraladığının belirtilmesi, ihale evrakına sunulan İş Deneyim Belgesinin ise belge içeriğine göre K… Petrol ve Ürn. Bayiine ait olması karşısında sahtecilik eyleminin ne suretle oluştuğu, sahtecilik eyleminin varlığı kabul edilse dahi teklif mektubu ekinde sunulan oda sicil kayıt sureti, faaliyet belgesi, ticari ikametgah belgesinde adresin S… Sitesi 26. sok. No: … olarak belirtilmesi ve iş deneyim belgesinin açıkça başka bir firmaya ait olması karşısında iddianamede de açıklandığı üzere takdiri mahkemeye ait olan iğfal kabiliyetinin ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan her iki sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi,

4- Kabule göre de;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 2010/11-98 Esas, 2010/143 sayılı Kararında vurgulandığı üzere de; 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinin açıklığı karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerekmesine göre, teklif mektubu ekinde aynı zamanda sunulan evraklara ilişkin özel belgede sahtecilik suçunun değişik zamanlarda işlenmesi koşulunun ne suretle gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan tayin edilen cezaların artırılması,

İş deneyim belgesini düzenleyen kurumun niteliği gereği resmi belge hükmünde olduğu gözetilmeksizin eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi,

Sanıkların 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 17/c maddesinde belirtildiği şekilde ihaleye sahte belgelerle iştirak ettiklerinin kabul edilmesi karşısında anılan Yasanın 59/1. maddesi uyarınca yasaklama kararına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar S., Ö. müdafilerin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 2 ve 3/B nolu bozmalar yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin belirtilen nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, … tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Yorum Ekle