Hizmet İşleri Genel Şartnamesindeki “İhtirazi Kayıt” İbaresini İçeren 42 (a) Maddesinin Danıştay Tarafından Hukuka Aykırı Bulunmasının Adli Yargıda Devam Eden Davalara Etkisi

I.      Genel Olarak.. 2

II.        İdarenin Tarafı Olduğu Sözleşme Türleri. 3

III.      Kamu İhale Sözleşmelerinin Niteliği. 3

IV.       Kamu İhale Sözleşmesiyle Alakalı Uyuşmazlıklarda Yargı Yolu.. 4

V.     Geçici Hakedişin Hukuken Değerlendirilmesi. 5

VI.       İhtirazi Kaydın Hukuken Değerlendirilmesi. 5

VII.     Fiyat Farkı. 5

VIII.        Cezai Şart. 6

IX.       Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42(a) Maddesi. 7

A. Yargıtay’ın Duruma Bakışı. 7

B. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı. 8

C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararnın Adli Yargıda Derdest Olan Davalara Etkisi  9

X.     Sonuç. 10

XI.       KAYNAKÇA.. 12

I.  Genel Olarak

Türk Hukukunda idarenin tarafı olduğu sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi büyük önem arzetmektedir. Sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi tarafların arasındaki statü ve tabi olunan yargı yolu gibi birçok hususu etkilemektedir. Ancak belli bir yargı yolu tarafından verilmiş olan kararın diğer yargı yolunda devam eden uyuşmazlığa nasıl etki edeceğini düzenleyen net bir hüküm bulunmamaktadır.

Uluslararası hukuk açısından idari sözleşmeler geçerlilik ve şekil gereklilikleri açısından diğer sözleşmelere benzerler ancak idari sözleşmeler oluşum, içerik ve icra açısından diğer sözleşmelerden farklılık gösterebilmektedirler[1].

II.  İdarenin Tarafı Olduğu Sözleşme Türleri

Genel olarak adli yargı alanına giren sözleşmeler özel hukuk sözleşmeleriyken, idari yargıya götürebilecek uyuşmazlıklara konu olanlar idari nitelikte sözleşmelerdir[2].

Ancak iki özel hukuk kişisi arasında düzenlenen bir özel hukuk sözleşmesinin idari yargının denetimine tabi hükümler içermesi o sözleşmeyi idari bir sözleşme haline getirmemektedir. Aynı şekilde özel kişiler arasında yapılmış olan sözleşme bedelinin idare tarafından belirlenmiş olması da sözleşmeyi idari sözleşme haline getirmemektedir[3].

Sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için taraflarından birinin idare olması, sözleşmenin konusunun kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olması ve özel hukuk sözleşmelerinde bulunmayan bazı hak ve yetkilerin idareye tanınmış olmasıdır.

İdarenin kamu hizmetiyle bağlantılı olarak bazı araç ve gereçleri satın alması, bazı işleri yaptırması ise idarenin özel hukuk sözleşmesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Bahsi geçen sözleşmeler için “Birleşik iradeli sözleşmeler” tabiri kullanılmaktadır[4]. Bu tür sözleşmelerin içerdiği hükmün idari yargı tarafından iptal edilmesi durumunda sözleşmenin tarafları açısında da hukuki sonuç doğurabilecektir.

Özel hukuk sözleşmelerinde taraflar tamamen eşit hak ve yetkilere sahip bir biçimde karşılıklı menfaatlerini gözeterek bir anlaşma yapmaktadırlar.

Özel hukuk sözleşmesindeki hükümler karşı tarafa yasal olarak öne sürülebilir niteliktedir ve sözleşme her iki tarafı da yasal yükümlülük altına sokmaktadır[5]. Bu nedenle sözleşmenin tarafları dengeli yükümlülük ve borç üstlenmektedirler[6].

III.  Kamu İhale Sözleşmelerinin Niteliği

Birleşik İradeli Sözleşmelere örnek gösterilebilecek olan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine tabi olan sözleşmelerde görüleceği üzere sözleşmenin taraflarından birinin idare olduğu özel hukuk sözleşmesine başka bir idarenin müdahale etmesi mümkün olabilmektedir.

4735 sayılı Kanunun 4. maddesinde “bu kanun kapsamında yapılan kamu sözleşmelerinin tarafları sözleşme hükümlerinin uygulanmasında eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. İhale dokümanı ve sözleşme hükümlerinde bu prensibe aykırı maddelere yer verilemez. Kanunun yorum ve uygulamasında bu prensip göz önünde bulundurulur.” hükmü kamu ihale sözleşmelerinde eşitlik ilkesinin uygulanması gerektiğini düzenlemiştir.

Kamu İhale Hukukuna tabi sözleşmeler 4735 sayılı Kanunun 5. Maddesi göz önünde bulundurularak yapılmaktadır[7]. Bu maddeye göre özel hukuk kişisiyle idare arasında uygulanacak sözleşmeler Kamu İhale Kurumu[8] tarafından önceden düzenlenmiş olan “tip sözleşmeler” uyarınca yapılmaktadır. Kurum tarafından tek taraflı olarak hazırlanan bu sözleşmelerin boş kalan kısımları ihaleyi yapan idare tarafından doldurulmak suretiyle sözleşmeler hazırlanmaktadır.

Kurum tarafından gecikme cezasının alt ve üst sınırı belirlenmek suretiyle mali konularda da tarafların sözleşme serbestliklerine müdahale edilmektedir[9].

Kurum tarafından hazırlanan tip sözleşmeler, uygulanacak taraflar önceden belirli olmadığından düzenleyici işlem niteliğini haizdir.

IV. Kamu İhale Sözleşmesiyle Alakalı Uyuşmazlıklarda Yargı Yolu

4735 Sayılı Kanun uyarınca taraflarca daha önceden imzalanmış olan bir sözleşmenin karşı tarafına adli yargıda dava ikame etmek mümkündür.

Kamu İhale sözleşmelerinin, imzalayan taraflar dışında yer alan bir idari makamın idari işlemi niteliğinde olan hükümlerine karşı idari yargıda dava açmak mümkündür.

Açılmış olan davada sözleşme içerisinde yer alan hükmün idari yargı makamları tarafından iptal edilmesi durumunda devam eden sözleşmelere ya da davalara olan etkisi, özel hukuk sözleşmeleri ve idari sözleşmelerden farklılık göstermektedir.

Bu tür sözleşmeler hem idari yargı hem de adli yargı yargı yollarını ilgilendirdiğinden sadece tek bir yargı yoluna göre çözüm üretilmesi vahim sonuçlar doğurabilmektedir[10]. Yargıtay “birleşik iradeli sözleşmelerden” kaynaklanan sözleşmeleri sadece özel hukuk sözleşmesi kapsamında değerlendirmekte, tarafların serbest iradesi dışında fakat bağlayıcı şekilde mevcut bulunan hükümleri göz ardı etmektedir.

V. Geçici Hakedişin Hukuken Değerlendirilmesi

Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. Maddesi, geçici hakedişini kesin ödeme olarak nitelendirmediği gibi geçici hakedişler avans olarak da nitelendirilemezler. Çünkü bir ödemenin avans olarak nitelendirilebilmesi için yüklenici herhangi bir imalat yapmadan ödeme yapılması gerekmektedir.

İhale hukuku açısından geçici hakediş ödemeleri, idare ve yüklenici arasında imzalanan sözleşme kapsamında aralıklar halinde yüklenicinin yaptığı imalat ve ihrazat karşlığı olarak ödenen, kesin hakedişte mahsup edilmesi gereken geçici bir ödeme niteliğini haizdir.

VI.   İhtirazi Kaydın Hukuken Değerlendirilmesi

İhtirazi kayıt, özel hukuk alanında borç ilişkileri bakımından ifa ile bağdaştırılması nedeniyle daha çok borçlar hukuku ve ticaret hukukuna ait bir kavram olarak kendini göstermektedir.

Hukuk düzeni, ifadaki belirsizliğin hak sahibine zarar vereceğini düşündüğü konularda, bu belirsizlikten kaçınmak için ihtirazi kayıt ileri sürme hakkının kullanımına yer vermiştir[11]. Alacaklının geleceğe ilişkin güvence sağlayan bir kurum olarak da ifade edilebilir. İhtirazi kayıt, ifanın gerçekte yerine getirilmemesine rağmen, yapıldığı varsayımı ile borçlunun borçtan kurtulma olanağını ortadan kaldırmaktadır.

İhtirazi kayıt ileri sürülmemesinin yol açtığı hak kaybı, hak sahibinin (alacaklının) örtülü irade beyanı ile o haktan vazgeçmiş sayılmasına ilişkin yasal sonuca (karineye) dayanmaktadır[12].

VII.      Fiyat Farkı

4735 sayılı Kanun’un “Fiyat Farkı, Sigorta, Mücbir Sebepler, Denetim, Muayene ve Kabul İşlemleri” başlıklı 1. Bölümünün “Fiyat farkı verilebilmesi” başlıklı 8. Maddesinde fiyat farkı “Sözleşme türlerine göre fiyat farkı verilebilmesine ilişkin esas ve usulleri tespite Kamu İhale Kurumunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Sözleşmelerde yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamaz.

(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/13 md.) 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ihale edilen işlerde, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde tanımlanan asıl işveren-alt işveren ilişkisi çerçevesinde alt işveren tarafından münhasıran bu Kanun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalıştırılan işçileri kapsayacak olan toplu iş sözleşmeleri; alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisi tarafından 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yürütülür ve sonuçlandırılır. Toplu iş sözleşmesinin kamu işveren sendikası tarafından bu fıkraya göre sonuçlandırılması hâlinde, belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan bedel artışı kadar idarece fiyat farkı ödenir. Kamu işveren sendikası tarafından yürütülmeyen ve sonuçlandırılmayan toplu iş sözleşmeleri için fiyat farkı ödenemez, 4857 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası esas alınarak asıl işveren sıfatından dolayı ücret farkına hükmedilemez ve asıl işveren sıfatıyla sorumluluk yüklenemez. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenir.

(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/13 md.) 22/9/2012 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihalesi yapılan ve ihale dokümanında fiyat farkı hesaplanabilmesine ilişkin hüküm bulunan yapım işleri ihalelerinde, yaklaşık maliyetin yarısından fazlasını akaryakıt giderinin oluşturduğu ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla fesih veya tasfiye edilmeksizin geçici kabulü yapılmış işler ile devam eden işlerin, 22/9/2012 tarihinden sonra gerçekleştirilen kısımlarında kullanılan akaryakıta ilişkin olarak özel tüketim vergisinde gerçekleşen artış nedeniyle fiyat farkı hesaplanmasında 3l/8/20l3 tarihli ve 28751 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2013/5217 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Fiyat farkı; sözleşme kapsamında yapılan imalatın ihale tarihi itibariyle iş programına göre uygulamasının yapılacağı ay arasındaki fiyat farklılığıdır. Bu değişiklik kararnamelerde belirlenen esaslara göre gerçekleştirilecek, bulunacak tutar endekslerdeki artış ve azalış oranına göre hakedişe ek olarak ödenir ya da kesilir.

VIII.   Cezai Şart

TBK’nın 179 ve 182. Maddeleri arasında düzenlenmiş olan “cezai şart” borçlunun yerine getirmeyi taahhüt ettiği borcunu hiç ya da gereği gibi yerine getirmemesi durumunda ödemeye razı olduğu edimdir. Cezai şart, asıl borca bağımlı ve asıl borcun ifa edilmemesi halinde doğan fer’i bir edim olarak ifade edilebilir.

Cezai şartın iki işlevi bulunmaktadır. Bunların ilki borçlu üzerinde psikolojik baskı yaratarak borcun ifasını garanti altına almaktır. İkincisi ise borcun ifa edilmemesi durumuda tazminat talebini kolaylaştırmasıdır. Gecikme cezası da denilen cezai şart bir tür geciktirici şarta bağlı edim borcudur.

Kamu İhale Hukuku açısından kurum incelendiğinde ise 4735 sayılı Kanunun 7. Maddesinin (n) bendinde “Gecikme halinde alınacak cezalar” sözleşmede yer alması zorunlu olan unsurlar arasında gösterilmiştir.

Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 44. Maddesinde ise “Kabul komisyonunun tespit ettiği eksiklikler, belirlenen sürede yüklenici tarafından giderilmezse, bu sürenin bitiminden sonra eksikliklerin giderilmesine kadar geçecek her gün için, giderilecek eksikliğin durumuna göre sözleşmesinde gecikme cezası olarak yazılan miktarın belli bir oranı tutarında ceza uygulanır.”hükmü mevcuttur.

İhale hukukunda ihaleyi gerçekleştiren idare ilgili ihale dokümanlarını düzenlemekle yükümlüdür. Bu kapsamda idare ve yüklenici arasında imzalanacak tip sözleşme de ihale dokümanlarından biridir.

Gecikme cezası idare tarafından yüklenicinin hak edeceği ödemeden kesinti yapabileceği tek taraflı işlemlerdendir.

IX. Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42(a) Maddesi

04.03.2009 tarihli ve 27159 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hizmet Alımı iİhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin eki olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. Maddesinin (a) bendi[13]nde “Yüklenicinin geçici hakedişleri, itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerçekleri, idareye vereceği ve bir örneğini de Hakediş Raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunun “İdareye verilen ……..tarihli dilekçemde yazılı ihtirazı kayıtla” cümlesini yazarak ya da bu anlama gelecek bir itiraz şerhi ile imzalaması gereklidir. Eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçe ile idareye bildirmek zorundadır. Yüklenici itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılır.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Bu düzenleme uyarınca geçici hakediş ödenmesi sırasında ihtirazi kayıt ileri sürmeyen yüklenicinin geçici hakedişi kabul etmiş sayılmaktadır.

A. Yargıtay’ın Duruma Bakışı

Yargıtay Hizmet İşleri Genel Şartnamesini, münhasır delil sözleşmesi olarak değerlendirmektedir.  Yani Yargıtay’a göre Şartname sözleşmenin ekidir[14].

Delil sözleşmeleri, tarafların hangi hukuki ilişkinin hangi delille ispatlanacağını belirlemeleri durumudur. Münhasır delil sözleşmesi ise tarafların kanunda belirli delille ispat edilmesi öngörülmemiş vakıların sadece belirli delil ya da deliller ile ispat edilebileceğine dair yaptıkları sözleşmedir.

Delil sözleşmeleri Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Delil sözleşmesi” başlıklı 193. Maddesinde tanımlanmıştır[15].

Koçtepe ve Gündüz Yargıtay kararlarını göz önünde bulundurarak müteahhidin hakedişlere usulüne uyguna olarak ihtirazi kayıt koymaz ise sonradan talepte bulunmasının mümkün olmadığını düşünmektedirler[16]. Yani yazarlara göre yüklenicinin itiraz kaydı bulunmayan hakedişler için sonradan fiyat farkının eksik hesaplandığını ileri sürmesi mümkün değildir.

B. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı

Bir hizmet alım ihalesi dolayısıyla idare tarafından ödenen geçici hakedişe ihtirazi kayıt koymadan kabul eden yüklenici, eksik ödemelerin yapılması amacıyla idareye başvurduğunda Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42(a) maddesi gerekçe gösterilerek talebi reddedilmiştir. Yüklenici vekili aracılığıyla ilgil şartname maddesinin iptalinin ve idarenin işleminin yürürlüğünün durdurulması talepli şekilde Danıştay’a dava açmıştır.

Danıştay 13. Dairesi 05.10.2020 tarihli ve 2020/1740 sayılı kararla yürütmeyi durdurma talebini reddetmiştir. Bu karar aleyhine itiraz yoluyla kendisine başvurulan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/585 YD İtiraz No sayılı kararıyla davacının itirazını kabul etmiş ve dava konusu düzenlemenin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında “Söz konusu düzenleme ile yüklenicinin geçici hak edişlere itiraz hakkının belirli bir süreyle sınırlandırıldığı ve itiraz şerhi konulması koşuluna bağlandığı görülmektedir. Anılan koşul nedeniyle, yapılan bir iş ya da sunulan bir hizmet dolayısıyla katlanılan bir bedelin ve/veya uğranılan bir zararın talep edilememesi sonucu doğabilecektir. Bu yönde bir sınırlamanın, kanuni dayanağı bulunmadığı gibi 4735 sayılı Kanunun amir hükmüne aykırı olarak sözleşme hükümlerinin uygulanmasında taraflar arasındaki eşitlik ilkesini zedeler biçimde, yüklenici aleyhine, alacak hakkını ve hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin dava konusu düzenlemesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.” şeklinde hükmün hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.

C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararnın Adli Yargıda Derdest Olan Davalara Etkisi

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilmiş olan karar değerlendirildiğinde;

İdare tarafından yapılmış olan bir düzenleyici işlemin iptali gerektiği gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

İdari yargı tarafından verilmiş olan iptal kararlarının üç adet özelliği bulunmaktadır. Bunlar:

  • İptal kararı işlemin varlığını sona erdirir,
  • İptal kararı geçmişe etkili olduğu için işlemden önceki hukuki duruma dönülür, işlem hiç yapılmamış gibi hüküm ve sonuç doğurur,
  • İptali kararı genel etkilidir.

İptal kararı, iptali istenilen tasarrufu ve ona bağlı işlemleri yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırır[17].

Genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda buna göre yapılmış birel idari işlemler kendiliğinden ortadan kalkmaz ancak hukuka aykırı hale gelirler, çünkü birel işlemler dayanaklarını kaybetmişlerdir[18].

Hukuka aykırılığı sebebiyle iptal edilen genel düzenleyici işleme dayanılarak yapılan birel işlemler dolayısıyla, idare dışındaki üçüncü bir kişinin aleyhine olacak şekilde kazanılmış hak iddiasında bulunulamaz[19].

Hak ihlali oluşturmuş birel işlemler geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmaz ve hak teslim edilmez ise hak ihlali oluşturduğu iddia edilen işlemler aleyhine iptal davası açılmasının amaç ortadan kalkacaktır.

Bu açıklamalar doğrultusunda, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42 (a) maddesi uyarınca idare ile arasındaki uyuşmazlıklarını adli yargıya taşımış yüklenicilerin, ihtirazi kayıt olmadan geçici hakedişleri kabul etmiş olmaları nedeniyle aleyhlerine hüküm verilmesine yol açacak bir durum kalmamıştır. İdarenin ödeme yapmamasının yasal dayanağının bizzat Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından ortadan kaldırılması yönünde güçlü bir adım atılmıştır.

Bu kararın adli yargıda devam eden davaları önemli bir şekilde etkileyeceğini, geçmişe yönelik olarak açılmamış davaların açılabilmesine olanak sağlayacağını düşünmekteyiz.

X.           Sonuç

Borç ilişkisinin sona erebilmesi için bu ilişkiden doğan bütün asli ve fer’i borçların sona ermesi gerekmektedir[20].

Doktrinde ihtirazi kayıt, hukuksal niteliği itibari ile, varması gerekli bir irade beyanı olarak alacaklı tarafından bizzat ya da temsilcisi aracılığı ile borçluya veya temsilcisine yöneltilmek suretiyle ifanın bitmediğinin bildirilmesi olarak tanımlanmaktadır[21]. Ancak ihale hukuku açısından yüklenicinin idareye borcun bitmediğini bildirmesine ya da anımsatmasına hukuken gerek yoktur çünkü geçici hakediş niteliği itibariyle bitmemiş ifa nedeniyle yapılan, kesin hakedişte mahsuba tabi geçici bir ödemedir. İhtirazi kaydın niteliği olan kısmi ödemenin tam ödeme gibi sonuç doğurmasının engellenmesine ihale hukuku bağlamında gerek yoktur çünkü ödemenin kısmi olduğu, imalat ya da ihrazat tamamlanmadığı için tam ödeme yapılmadığı zaten aşikârdır.

Tek taraflı irade beyanıyla ihtirazi kaydın açıklandığı karşı taraf özel hukuk sözleşmelerinde pasif durumdadır[22]. Ancak uygulamada sıkça görüldüğü üzere kamu ihale sözleşmelerinde karşı taraf idare olduğundan, yüklenici de idare ile sıkıntı yaşamak istemediği için ihtari kayıt koymaktan çekinmektedir.

Kaldı ki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’ndeki düzenleme tek taraflıdır çünkü aynı Şartnamenin 43. maddesinde bulunan “Kontrol teşkilatı, herhangi bir ara hakedişte, daha önce kendisi tarafından çıkarılmış eski bir hakedişe yönelik değişiklikler veya düzeltmeler yapabilir ve herhangi bir işi yetersiz görürse, bu işin değerini bir ara hakedişten düşürmeye veya tamamen çıkarmaya yetkilidir.” hükmü idarenin gerekli görürse eski hakedişlerde değişiklik yapabileceğini düzenlemiştir. Bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin tarafları arasında idare lehine eşitsiz bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.

Fiyat değişimlerine ilişkin öngörüleI’in sağlıklı yapılabildiği ve fiyat değişim riskinin her iki taraf için de düşük olduğu kısa süreli işler dışında kalan orta veya uzun süreli işlerde, en azından ülkemizde fıyat istikrarı sağlanıncaya kadar, fıyat farkı verilmesi gerekmektedir[23].

Yani geçici hakedişler idare yönünden fazla ödeme olacak şekilde kesinlik taşımamaktayken; yani geçici hakedişlerde yükleniciye fazla ödeme yapıldığı sonradan anlaşılırsa iş sahibi idare, süreye ve şekle bağlı olmadan, ihtirazı kayıt koyma şartı aranmaksızın bu hatasını her zaman sonraki geçici hakedişlerde veya kesin hesapta tek taraflı olarak düzeltebilecekken, hatta idare bu yanlışlığı kesin hesapta da fark etmez ise yine bir hak kaybına uğramayıp, sözleşmelerde geçerli olan zamanaşımı süresi içinde fazla ödemenin iadesi istemiyle dava açabilecekken, bu hakların hiçbirisi yükleniciye tanınmamaktadır. Bu yaklaşım geçici hakediş raporlarını yüklenici açısından değiştirilemez metinler haline getirmektedir. Bu durumun 4735 sayılı Kanundaki eşitlik hakkını ihlal ettiği de aşikardır.

Sonuç olarak Danıştay Dava Daireleri Kurulu Kararının hukuka uygun olduğu, vermiş olduğu kararın devam eden ve açılmamış davalara yüklenici lehine olumlu tesir edeceğini düşünmekteyiz. Ancak Yargıtay’ın bu konuda nasıl bir tutum sergileyeceği bilinmemektedir.

Avukat Tarık Demirel

Strazburg Caddesi No:14/14, 06570 Çankaya, Ankara | 0 532 574 36 84

Sorumsuzluk Beyanı

Bu makale yalnızca bilgi amaçlı olup yazarın şahsi kanaatini aktarmaktadır, bu makalede bulunan hiçbir bilgi hukuki tavsiye, reklam ya da iş geliştirme amacına yönelik değildir. Demirel Hukuk Ofisi işbu makalede sunulan hiçbir bilginin içeriği, güncelliği ya da doğruluğu konusunda bir garanti vermemektedir ve ziyaretçilerin bu internet sitesinde yer alan bilgilere dayanarak gerçekleştirecekleri hiçbir eylemden ötürü sorumluluk kabul etmemektedir.

XI.        KAYNAKÇA

Ahmet M. Kılıçoğlu, “Borçlar Hukuku Genel Hükümler”, Turhan Kitabevi, Ankara 2002.

Halil Yılmaz, “İhtirazi Kayıt İradesinin Açıklanması (İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması)”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 66, 2006, s. 307-330.

Halil Yılmaz, “Borçların İfasında İhtirazi Kayıt İleri Sürülmesi ve Uygulaması”, Seçkin Yayınları, Ankara 2002.

Harun Koçtepe ve Ferhat Gündüz, “Kamu İhale Kurulu ve Yargı Kararları Işığında Fiyat Farkı Sorunlar ve Çözümleri”, Mali Hukuk Dergisi Yayınları, Mart 2008.

Murat Sezginer, “İdarenin Müdahale Ettiği Özel Hukuk Sözleşmeleri (Bileşik İradeli “Birleşme” Sözleşmeler)”, [Elektronik Versiyon] Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 17, S. 1-2, 2013, s. 1589-1621.

Kemal Gözler, İdare Hukuku C II, Ekin Kitabevi, Bursa 2003, s. 34 vd.

Ramazan Çağlayan, “İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması”, 3. baskı, Ankara, 2004

Yaşar Gök, “Açıklamalı Kamu İhale Kanunu”, Ankara 2012.

https://www.abyssinialaw.com/study-on-line/item/271-administrative-contracts-and-other-forms-of-contracts-general-overview#:~:text=Administrative%20contracts%20are%20similar%20to,their%20formation%2C%20content%20and%20execution. (25.05.2021).

https://www.findlaw.com/hirealawyer/choosing-the-right-lawyer/contracts-law.html (25.05.2021).


[1] https://www.abyssinialaw.com/study-on-line/item/271-administrative-contracts-and-other-forms-of-contracts-general-overview#:~:text=Administrative%20contracts%20are%20similar%20to,their%20formation%2C%20content%20and%20execution. (25.05.2021).

[2] Aksi görüş için bkz. Kemal Gözler, İdare Hukuku C II, Ekin Kitabevi, Bursa 2003, s. 34 vd.

[3] Murat Sezginer, “İdarenin Müdahale Ettiği Özel Hukuk Sözleşmeleri (Bileşik İradeli “Birleşme” Sözleşmeler)”, [Elektronik Versiyon] Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,  C..17, S. 1-2, 2013, s. 1592.

[4] Sezginer, s. 1590.

[5] https://www.findlaw.com/hirealawyer/choosing-the-right-lawyer/contracts-law.html (25.05.2021).

[6] Sezginer, s. 1593.

[7] 4735 SK m. 5: “Bu Kanunun uygulanmasında uygulama birliğini sağlamak üzere mal veya hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Tip Sözleşmeler Resmi Gazetede yayımlanır./ İdarelerce yapılacak sözleşmeler Tip Sözleşme hükümleri esas alınarak düzenlenir. Mal ve hizmet alımlarında, Kurumun uygun görüşü alınmak kaydıyla istekliler tarafından hazırlanması mutat olan sözleşmeler kullanılabilir.”

[8] Bundan sonra “Kurum” olarak adlandırlacaktır.

[9] Sezginer, s. 1594.

[10] Bkz. Yargıtay 19 HD, 04.11.2010 tarih ve E.2010/5556, K.2010/12508 sayılı kararı. Kararın eleştirisi için bkz. Sezginer, s. 1607.

[11] Halil Yılmaz, “İhtirazi Kayıt İradesinin Açıklanması (İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması)”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 66, 2006, s. 309.

[12] Yılmaz, “İhtirazi Kayıt İradesinin Açıklanması (İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması)” s. 310.

[13] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2009/03/20090304M1-4.htm (25.05.2021).

[14] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2020/2291 E. – 2021/591 K. 02.03.2021 tarihli kararı “…yapılacak incelemede yukarıda bahsi geçen sözleşmenin eki niteliğindeki Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin 42.maddesi uyarınca…”

[15] HMK m. 193: “(1) Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler.

(2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir.”

[16] Harun Koçtepe ve Ferhat Gündüz, “Kamu İhale Kurulu ve Yargı Kararları Işığında Fiyat Farkı Sorunlar ve Çözümleri”, Mali Hukuk Dergisi Yayınları, Mart 2008.

[17] Ramazan Çağlayan, “İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması”, 3. baskı, Ankara 2004, s.150.

[18] Sezginer, s. 1617.

[19] Sezginer, s. 1619.

[20] Ahmet M. Kılıçoğlu, “Borçlar Hukuku Genel Hükümler”, Turhan Kitabevi, Ankara 2002, s. 356.

[21] Halil Yılmaz, “Borçların İfasında İhtirazi Kayıt İleri Sürülmesi ve Uygulaması”, Seçkin Yayınları, Ankara 2002, s.47.

[22] Halil Yılmaz, “İhtirazi Kayıt İradesinin Açıklanması (İhtirazi Kayıt İleri Sürme Hakkının Kullanılması)”, s. 313.

[23] Yaşar Gök, “Açıklamalı Kamu İhale Kanunu”, Ankara 2012. s.206

    Yorum Ekle