Davacının Kendi Menfaatine Olan Bir Durumun İptalini İstemesi Gibi Bir Durumun Söz Konusu Olamayacağı

Karar No              : 2020/MK-189

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2019/519680 İhale Kayıt Numaralı “Bingöl İli Adaklı İlçesi Karaçubuk Köyü Tarımsal Sulama Tesisi Yapım İşi” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

KARAR:

Bingöl Özel İdaresi Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yapılan 2019/519680 ihale kayıt numaralı “Bingöl İli Adaklı İlçesi Karaçubuk Köyü Tarımsal Sulama Tesisi Yapım İşi” ihalesine ilişkin olarak Ensar Osman Doğan – Özgöktaş İnşaat Nakliye Madencilik Turizm Hafriyat Yakıt Hayvancılık Tic. ve San. Ltd. Şti. Ortak Girişimi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 08.01.2020 tarihli ve 2020/UY.I-28 sayılı karar ile “ 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine” karar verilmiştir.

Davacı Çerme İnş. Gıda Tarım Hay. Tem. Nak. Tic. ve San. Ltd. Şti.  tarafından anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 11. İdare Mahkemesinin 26.03.2020 tarih ve E:2020/607, K:2020/717 sayılı kararı ile “dava konusu işlemin iptaline” karar verilmiş, anılan mahkeme kararının uygulanmasını teminen alınan 10.04.2020 tarih ve 2020/MK-84 sayılı Kurul kararı ile “1- Kamu İhale Kurulunun 08.01.2020 tarihli ve 2020/UY.I-28 sayılı kararının iptaline, 2- 4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.

Ankara 11. İdare Mahkemesinin söz konusu kararının Kurumca temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 07.07.2020 tarih ve E:2020/1390, K:2020/1791 sayılı kararı ile “HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Mahkeme kararının dava konusu işlemin davacı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin kısmı yönünden;

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen, dava konusu Kurul kararının iptaline dair Mahkeme kararının bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Temyize konu Mahkeme kararının Kamu İhale Kurulu tarafından eşit muamele ilkesi yönünden incelemeye tabi tutulan isteklilere yönelik yaptığı belirlemeye ilişkin kısmına gelince;

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Kurul kararıyla itirazen şikâyet başvurusunun kabul edilerek davacının teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığı, bunun yanında eşit muamele ilkesi gereğince farklı isteklilerin teklifleri de değerlendirilerek onların tekliflerinin de değerlendirme dışı bırakıldığı ve davacı şirket tarafından Kurul kararının kendi teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin kısmının iptalini istediği, ancak, temyize konu Mahkeme kararında teklifleri eşit muamele ilkesi gereği incelenerek değerlendirme dışı bırakılan isteklilere ilişkin “davalı kurum tarafından eşit muamele ilkesi yönünden yapılan değerlendirmede davacı şirketle aynı sebepten değerlendirme dışı bırakılmasına karar verilen şirketler bakımından yapılan incelemede; her şirket açısından miktar ile teklif edilen birim fiyatın çarpımı sonucu bulunan tutarın 2 haneli mi yoksa 3 haneli mi hesaba katıldığının incelenmesi gerektiği, 2 haneli olarak hesaba katılmış ise değerlendirme dışı bırakılmasına, 3 haneli olarak hesaba katılmış ise değerlendirme dışı bırakılmamasına karar verilmesi gerektiği açıktır” şeklinde gerekçeye yer verildiği anlaşılmıştır.

Kamu İhale Kurumu’nun sahip olduğu görev ve yetkinin icrası kapsamında, ihale sürecine ilişkin itirazen şikâyet başvuruları üzerine tesis edilen Kurul kararlarının idarî işlem niteliğinde olduğu ve aktarılan mevzuat kuralları uyarınca idarî işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, temyize konu Mahkeme kararında, eşit muamele ilkesi gereği teklifleri incelenerek değerlendirme dışı bırakılan isteklilere yönelik dava konusu olmamasına rağmen idareye yol gösterir şekilde gerekçeye yer verilmesinde hukukî isabet bulunmamaktadır.

Dava dilekçesi incelendiğinde, eşit muamele ilkesi gereği teklifi değerlendirme dışı bırakılan istekliler yönünden davacının bir talepte bulunmadığı, kaldı ki diğer isteklilerin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasının davacının menfaatine olduğu, başka bir anlatımla, kendi lehine olan bir durumun iptali için dava açmasının beklenemeyeceği açık olmasına karşın, temyize konu Mahkeme kararında taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak ve menfaat teorisine göre davacının kendi lehine olan bir durumun iptali için dava açmayacağı göz önüne alınmadan eşit muamele ilkesi gereği teklifleri değerlendirme dışı bırakılan istekliler yönünden de değerlendirmede bulunulduğu görülmektedir.

Her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde “Konu” ile “Netice ve Talep” bölümlerinde iddialar ayrı ayrı belirtilmeksizin Kurul kararının tümünün iptalinin istenildiği belirtilmişse de, uyuşmazlığa konu olayın mahiyetine bakılarak ve dava dilekçesinin bütünüyle incelenmesi neticesinde, davacının kendi menfaatine aykırı olan, kendi teklifinin değerlendirme dışı bırakılması kısmı yönünde düzeltici işlem tesis edilmesine konu Kurul kararının iptalinin istenildiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, taleple sınırlı olarak inceleme yapılması gerekli iken bu kuralın dışına çıkıldığı, davacının kendi menfaatine olan bir durumun iptalini istemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı göz ardı edilmek suretiyle inceleme yapıldığı görülmüş ise de, Mahkemece hüküm kurulurken “davacı şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına” ilişkin kısmı yönünden dava konusu Kurul kararının iptaline karar verildiği ve diğer istekliler yönünden yaptığı değerlendirmeyi hükme yansıtmadığı dikkate alındığında, sonucu itibarıyla Mahkeme kararında hukukî isabetsizlik görülmemiştir.” şeklinde ifade edilerek “mahkeme kararının yukarda belirtilen gerekçe ile onanmasına” karar verilmiştir.

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun’un 65’inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

1- Kamu İhale Kurulunun 10.04.2020 tarih ve 2020/MK-84 sayılı kararının iptaline,

2- Kamu İhale Kurulunun 08.01.2020 tarihli ve 2020/UY.I-28 sayılı kararının (A) bölümünün iptaline,

3- Kamu İhale Kurulunun 08.01.2020 tarihli ve 2020/UY.I-28 sayılı kararının (B) bölümünün hukuken geçerliliğini koruduğuna,

Oybirliği ile karar verildi.

    Yorum Ekle