Bilindiği üzere yargı reformu kapsamında ilk yargı paketi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisinde 7188 sayılı Kanun 17.10.2019 tarihinde yasalaşmış ve 24.10.2019 tarihli, 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir.

Yasa ağırlıklı olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda değişiklikler yaparken diğer bazı hususları da düzenlemiştir.

Yasanın ilk 12 maddesi hukuk fakültesi mezunlarının avukat ya da noter olabilmek için hukuk mesleklerine giriş sınavına girmelerini mecburi hale getirme, avukatlara haklarında terör soruşturması ya da kovuşturması olmamak koşuluyla hususi damgalı yeşil pasaport hakkı, Türkiye Adalet Akademisiyle ilgili düzenlemelere ilişkindir.

Yasanın 13 üncü maddesi ““Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” Cümlesiyle Terörle mücadele Kanununda düzenlenmiş olan terör örgütü propagandası maddesini kapsamını daraltmayı amaçlayarak ifade özgürlüğünün alanını genişletmeyi hedeflemiştir.

Yasanın 14 ve 15 inci maddeleri aile mahkemelerinin uzmandan yararlanmasına ilişkindir.

Yasanın 16 ncı maddesinde ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “önödeme”yi düzenleyen 75 inci maddesinde;

“Failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir.” Düzenlemesiyle önödemede taksit imkanı getirilmiştir.

“c) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan suç,

d) 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan suç,”

bentleri eklenerek önödeme kapsamına 2863 ve 5253 sayılı kanunda sayılan suçlar da dahil edilmiştir.

Yasanın 17 nci maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”

suçunun çocukların ve cinsel saldırı suçu mağdurlarının görüntülü ve sesli ifadeleri açısından işlenmesi halinde ağırlatıcı neden getirilmiştir.

  Yasanın 18 inci maddesi soruşturma aşamasında tutukluluk süreleriyle ilgilidir. Buna göre soruşturma aşamasında şüphelinin azami olarak ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen suçlar açısından 6 ay, ağır cezalık suçlar açısından 1 yıl olarak tutuklu kalabileceği, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay tutuklu kalabileceği, bu sürenin 6 ay daha uzatılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre soruşturma safhasında şüpheli 2 yıldan fazla tutuklu olarak kalamayacaktır. Soruşturma bu süre zarfından tamamlanamamışsa artık şüpheli derhal tahliye edilecek ve tutuksuz olarak devam ettirilecektir. Ceza Muhakemesi Kanununda lehe aleyhe kanun değerlendirmesi yapılamamakta olup derhal uygulanırlık ilkesi geçerlidir. Bu nedenle bu hüküm halihazırdaki tüm tutuklu şüpheliler açısından derhal uygulanmalıdır. Tutukluluk süresi belirtilen koşulları aşan şüphelilerin derhal salıverilmesi gerekmektedir. Cumhuriyet savcıları tarafından tutukluluk süresi dolmuş kişiler hakkında tutuklu şekilde iddianame düzenlenmesi de kanun koyucunun amacına aykırıdır. Çünkü soruşturmayı tamamlayan işlem iddianamenin düzenlenmesi değil, düzenlenen iddianamenin ilgili mahkeme tarafından kabul edilmiş olmasıdır. İddianamenin iadesi her zaman mümkün olduğu için tutukluluk süreleri dolmuş ya da dolmak üzere olan şüphelilerle ilgili iddianame düzenleyecek olan Cumhuriyet savcılarının şüpheli ya da şüphelileri re’sen tahliye ederek ya da sulh ceza mahkemesinden tahliyesini talep edip serbest bıraktıktan sonra kamu davası açılması amacıyla iddianame düzenlenmesi gerekmektedir.

Yasanın 19 uncu maddesiyle Cumhuriyet savcısının kamu davası açmada takdir yetkisi genişletilmiştir. Buna göre uzlaşma hükümlerine tabi olsa bile kamu davasının açılmasını erteleme yetkisi kullanılabilecektir. Ayrıca kişinin uğradığı zarar artık Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilecektir. Cumhuriyet savcısı kamu davası açmak için yeterli şüpheye ulaştığından suçun üst sınırı 3 yıl veya daha aşağı ise kamu davası açılmasının ertelenmesine karar verebilecektir. Bu süre 5 yıl olarak düzenlenmiştir. Kamu davası açmanın ertelenmesi terör suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, kamu görevlisi ve asker kişilerin işlediği suçları kapsam dışında bırakmıştır. Ayrıca suçtan zarar gören ve mağdurun bu karar itiraz edebileceği de düzenlenmiştir.

Yasanın 20 nci maddesinde iddianamenin iadesi kurumu yeniden düzenlenmiş olup buna göre suçun sübutuna doğrudan etki edecek bir delilin toplanmamış olması iddianamenin iadesi sebebi olarak düzenlenmiştir. Devamında hukuk sistemimize yeni giren “seri muhakeme” usulüne tabi bir suçta bu usulün kullanılmamış olması iddianamenin iadesi sebebi olarak düzenlenmiştir. Son olarak soruşturması izne ya da talebe bağlı olan suçlarda soruşturma şartının yerine getirilmemiş olması iddianamenin iadesi sebebi olarak belirlenmiştir.

 Yasanın 21 inci maddesinde mağdurun ikamet ettiği şehir dışında adli bir işlem nedeniyle bulunmasının masraflarının Adalet Bakanlığı tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir.

 Yasanın 22 inci maddesinde mağdur ve şikayetçinin dinlenilmesi hususunda çocukların ve cinsel istismar suçunun mağdurlarının özel olarak dinlenilmesine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre çocukların ifadeleri özel merkezlerde Cumhuriyet savcısı ya da hakimlerce alınacaktır.

Yasanın 23 üncü maddesinde mülga 250 nci madde yerine “seri muhakeme usulü” başlıklı madde getirilmiştir. Buna göre  Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),  Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),  Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),  Gürültüye neden olma (madde 183),  Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),  Mühür bozma (madde 203),  Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),  Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),  Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268) suçları, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar, 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç, 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç ile  1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç seri muhakeme usulünce yürütülecektir.

Bu suçlar açısından seri muhakeme usulünün uygulanmasında ön şart bu suçlarla ilgili Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı vermemiş olmasıdır.

Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirmelidir, bu muhakeme usulünün uygulanması şüphelinin müdafi huzurunda Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacak teklifi kabul etmesine bağlıdır. Bu usul kabul olmadan re’sen uygulanamaz.

Bu maddeyle Cumhuriyet savcılarına hakim gibi ceza makası arasında 5237 sayılı yasanın 61 inci maddesi uyarınca bir ceza belirleme hakkı vermektedir. Buna göre suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler. Yani şüpheliye kovuşturma aşamasına geçilmeden yüzde elli indirim hakkı getirilmiş olmaktadır.

Maddenin 5. Fıkrasına göre Cumhuriyet savcısı yine daha önce hakim tekelinde olan hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi ya da hapis cezasının ertelenmesi yetkileri kullanabilme hakkına kavuşmuştur. Buna göre Cumhuriyet savcısı tarafından belirlenecek sonuç ceza seçenek yaptırıma çevrilebilecek ya da ertelenebilecektir.

Maddenin 6. Fıkrasına göre yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını da kıyasen uygulayabilecektir.

7. fıkraya göre ise seri muhakeme usulünde yaptırım uygulanması güvenlik tedbiri uygulanmasını engellemeyecektir. Buna göre kasten işlenen fiile mahkumiyetin kanuni sonuçları re’sen Cumhuriyet savcısının vereceği kararla uygulanacaktır.

8. fıkradan şüphelinin müdafi huzurunda seri muhakeme usulünü kabul etmesinin ardından Cumhuriyet savcısı tarafından görevli mahkemeden seri muhakeme talep edilmesi düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından talep incelenerek; Şüphelinin kimliği ve müdafii, Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,  İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,  İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,  İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti, Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği, Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri maddelerinin bulunup bulunmadığı incelenir.

9. fıkraya göre, mahkeme şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.

Maddenin 10. Fıkrasında seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi durumunda, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamayacağı düzenlenmiştir.

11. fıkrada suçun iştirak halinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulünün uygulanamayacağı düzenlenmiştir.

Maddenin 12. Fıkrasında çocuklar, sağır dilsizler ve akıl hastaları hakkında seri muhakeme usulünün uygulanamayacağı düzenlenmiştir.

13. fıkrada resmî makamlara beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulünün uygulanamayacağı hükmü getirilmiştir.

14. fıkrada Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebileceği düzenlenmiştir.

Yasanın 24. Maddesinde “basit yargılama usulü” düzenlenmiştir. Buna göre  Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.

Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edileceği maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir.

Maddenin 3 üncü fıkrasında beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilebileceği düzenlenmiştir.

Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği maddenin 4. Fıkrasında belirlenmiştir.

6. fıkrada kovuşturmanın her aşamasında mahkemece basit yargılama usulünden genel yargılama usulüne dönülebileceği düzenlenmiştir.

Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve sağır dilsizlik halinde basit yargılama usulünün uygulanamayacağı 7. Fıkrada düzenlenmiştir.

8. fıkrada ise basit yargılama usulü kapsamına girmeyen bir suçla birlikte basit yargılama usulü kapsamına giren suçun birlikte işlenmesi durumunda basit yargılama usulünün uygulanamayacağı belirtilmiştir.

 Yasanın 25. Maddesinde basit yargılama usulüne itiraz kurumu düzenlenmiştir. İtiraz üzerine mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılama gerçekleştirilir.

Maddenin 3. Fıkrasında mahkemenin, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığı ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirimin korunacağı belirtilmiştir.

4. fıkrada mahkeme hükmünün itiraz eden sanık lehine olması durumunda bu hükmün itiraz etmeyen sanıklara da sirayet edeceği düzenlenmiştir.

 Yasanın 26. Maddesiyle uzlaştırma kapsamına İş ve çalışma hürriyetinin ihlali,  Güveni kötüye kullanma ve  Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçları da dahil edilmiştir.

 Yasanın 27. Maddesiyle istinaf mahkemelerinin incelemeleri sonucu verecekleri kararların şahsi cezasızlık sebepleri ve uzlaştırma kurumunun genişlemiş hallerinde neler olacağı düzenlenmiştir.

Yasanın 28. Maddesine göre sanık, müdafii, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle davanın yokluklarında bitirilebileceği ancak, 195 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesinin gerektiği kuralı getirilmiştir.

Yasanın 29. Maddesine göre temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),  Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),  Suç işlemeye tahrik (madde 214),  Suçu ve suçluyu övme (madde 215), 5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216), Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217), Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299), Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),  Silâhlı örgüt (madde 314),  Halkı askerlikten soğutma (madde 318), Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar,  Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlara dair kararların temyiz edilebileceği düzenlenmiştir.

Yasanın 30. Maddesinde Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının olağanüstü itiraz yetkisinde değişiklik yapılmıştır.

Yasanın 31. Maddesiyle kanuna geçici 5. Madde eklenmiştir. Burada en önemli husus f bendindeki 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir hükmüdür. Çünkü bölge adliye mahkemeleri tarafından verilmiş kesinleşmiş kararlar aleyhine Yargıtay’a başvurabilmek için on beş günlük bir süre getirilmiştir. Bu süre hak düşürücü bir süre olduğundan ilgililerin bu süreler içerisinde mutlaka Yargıtay’a başvurmaları, hükümlüler hakkında ilk derece tahliye talep etmeleri gerekmektedir. Bu bir anlamda kanun koyucu tarafından geçici süreyle getirilmiş olağanüstü bir kanun yolu uygulamasıdır.

Yasanın 32. Maddesinde istinaf ve temyiz başvurusunda bulunmayan sanık ve hükümlüler lehine olarak infazın durdurulması ve ertelenmesi hususları düzenlenmiştir. Buna göre hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya durdurulmasına ilişkin karar verilmesi istenebilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesi istenebilir. Karar, duruşma açılmaksızın verilir ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Erteleme veya durdurma talebinin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.

Yasanın 33. Maddesiyle Çocuk Koruma Kanunun 19. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre cumhuriyet savcısının kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verebilmesi için büyükler ve 15-18 yaş aralığındaki çocuklar açısından üst sınırı 3 yıl olan suçların söz konusu olması gerekirken 15 yaşını doldurmamış çocuklar açısından bu süre 5 yıl olarak düzenlenmiştir.

Yasanın 34 ve 35. Maddeleri Çocuk Koruma Kanununda usuli değişiklikler yapmıştır.

Yasanın 36. Maddesi 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanuna göre erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verileceği düzenlenmiştir.

Yasanın 37. Maddesinde denetimli serbestlik düzenlemesi yapılmıştır

Yasanın 38. Maddesi kanunun yürürlük tarihini, 39. Maddesi kanunu kimin yürüteceğini düzenlemiştir.

    Yorum Ekle